|
BADE
arkadaşımızın yaptığı röportaj...
Diziler,filmler,seslendirmeler,samimi
itiraflar ve devamı…
Telefonla kendisini aradığım o akşam, kısaca röportaj yapmak
istediğimizi anlatınca, çok şaşırdı ama yine de hiç kırmadan
dinledi. Tanımadığı bir insanın ona belki de saçma sapan gelecek
soruları için bir tatil gününde görüşmeyi kabul etti.
Geldiğinde o kadar heyecanlıydı ki,onunla ilgili notlarımı görünce
meraklı gözlerle cevaplamaya başladı.
Ben, kendi ifadesi ile "duru" bir insanla tanıştım, sizin de
tanışmanız için anlatmaya başlıyorum…
İşte daha çok seveceğiniz Şenay Gürler..
Çok yaramaz bir çocuk muşsunuz? Mahallede Karagöz ve Hacivat oynatır
mışsınız, oyunculuk böyle başladı galiba ?
Erkek kardeşime göre daha yaramazdım doğru. Mahallede onunla
birlikte, perde çakıp, mumları yakıp, Karagöz-Hacivat oynardık.
Oyunculuk , perde aşkı buradan gelmiş olabilir
Sinema dalı mezunusunuz, bir röportajınızda "yönetmen olmak
istiyordum, oyuncu oldum"demişsiniz, nasıl başladınız?
Okuldayken Oktay hocamız bizden bir tez filmi çekmemizi istedi.
Filmin konusunu rüyalardan yola çıkarak oluşturdum ve kendimde
filmde oyuncu olarak oynadım. Okuldaki kısıtlı olanaklarla, kendi
ışığınız, kendi kameranızı taşıdığınız gibi filmde de kendiniz
oynuyorsunuz. Oktay hoca filmi izledikten sonra, bana İstanbul da
çok tanıdığı olduğunu ve benim oyunculukta başarılı olacağıma
inandığını söylediğinde, "yönetmenliğimi" beğenmediğini düşünmüş ve
üzülmüştüm. Bir kaç gün önce bir arkadaşımdan, benim bile
saklamadığım bu "gölgeler"isimli tez filmimin kısa film festivalinde
gösterildiğini duydum ve çok şaşırdım.
Sizin de bu işe başlarken bir tesadüf hikayeniz var mı?
Ben çok şanslıyım ki, oyunculuk, beni ayakta, diri tutan, kendimi
hayata karşı her zaman acemi hissettiren,severek yaptığım bir iş.
Liseyi bitirdiğimde, ne olmak istediğimi söylediğimde, ailem aydın
kişiler olmasına rağmen karşı çıktı. Bir kaç yıl sonra annemi ve
babamı kaybettim, erkek kardeşimle yalnız kalmıştık. Onu,Güzel
Sanatlar Fakültesi ne kayıt için götürdüğümde, "ben neden kayıt
yaptırmıyorum" dedim. Sınava o girmedi ben girdim ve kazandım. Artık
o, İzmir de elektrik teknisyeni, ben ise tesadüf eseri bir
oyuncuyum. Aslında sinema değil de tiyatroyu çok istemiştim ama, o
yıl getirilen 21 yaş sınırı sebebiyle sinemaya başladım. Şimdi ise,
iyi ki sinema olmuş diyorum, hayatımın akışını değiştirdi.
Okul döneminden sizin gibi tanınan başka isimler var mı?
Hatırladığım kadarı ile, "Çocuklar Duymasın"dizisinden tanıdığınız
Özgür var.
İzmir ile İstanbul un tiyatro seyircisini kıyaslayabilir miniz?
İzmir insanı çok modern olmasına karşın çok fazla tiyatroya ilgi
göstermiyor. İstanbul un seyircisi daha iyi ama ben Ankara
seyircisini daha meraklı buluyorum. Oyun Atölyesi oyuncuları ile
"Ermişler ve Günahkarlar" oyunu için turneye, Ankara ya gittiğimizde
aldığımız tepkiler çok güzeldi. Haluk Bilginer ve Bülent Emin Yarar
gibi 2 iyi aktörle aynı oyunda olmak benim için çok keyifliydi.
Konusu akıl hastanesinde geçen ve rollerin sürekli değiştiği
enterasan bir oyun , benim için de zor bir roldü. Oyun atölyesi
dışında, "Yeni Tiyatro" da Nazım Hikmet in "yaşamak güzel şey be
kardeşim" oyununda rol aldım. Özel tiyatrolar dışında devlet ya da
şehir tiyatrolarından da teklif gelse tabi ki çalışırım, henüz böyle
bir proje olmadı.
Catherine Zeta Jones, Julia Roberts, Sharon Stone gibi oyuncuların,
Köpekbalığı Hikayesi ve Kelebeğin hikayesi gibi çizgi filmlerdeki
karakterlerin dublajlarını siz yapmışsınız. Yüzünüzden önce
sesinizle tanıdık sizi, bu ses en çok hangi ismi sever dersek?
Bir yerlerde yönetmen yardımcısı olarak başlamayı düşünmüştüm ama bu
arada da geçinebilmek için İzmir TRT de belgesellerde dublaj yapmaya
başladım. İlk dublajımı İstanbul a geldikten sonra hair isimli
müzikal dizide coco ile yaptım. İşe başladığımda ben de herkes gibi
hem ekranı hem teksi takip etmekte zorlanmıştım. Dublaj yaptıkça,
sesinizle o duyguyu hissetmeyi ve yaşatmayı öğreniyorsunuz. Çok
önceden sesim için, Jacqueline Bisset ile çok örtüştü demişlerdi.
"Kim korkar hain kurttan" isimli bir film vardı, orada Elizabeth
Taylor ı konuşmuştum. O zamanlar sesim çok gençti, ve karakter orta
yaşlı alkolik bir kadındı, en çok zorlandığım ama en keyif aldığım
seslendirmeydi diyebilirim. Onun dışında Julia Roberts, Nicole
Kidman ı hem güzel hem de iyi oyuncular olduğu için söyleyebilirim.
Seslendirme yanında
sunuculuk da var, Show Tv de Sen Olsaydın, Çok farklı bir format,
sanki size biraz uzaktı ?
Yapımcısı Şafak Bakkalbaşıoğlu beni proje için aradığında, canlı
yayın olması sebebi ile çok heyecanlandım. Canlı yayın,bambaşka bir
adrenalin, hem çok hızlı karar veriyorsun hem de düzeltme şansın
yok. O dönemde yayınlanan bir çok kadın programı vardı. Bu program,
empati gerektiren, insanların özel hayatlarına girdiğiniz ince bir
çizgiydi. Konuk olan kadınlarla birlikte ağladım, çözümler üretmeye
çabaladım hatta sivil toplum örgütlerine yönlendirdiğimde de, bazen
o kurumlardan tepkiler aldım.
O dönemde konuşulan zorlandığınız bir yayın olmuştu, o anda neler
hissettiniz? Telefonda empati kurmak zor mu ?
O gün, diğer programlarda olduğu gibi aslında reyting getiren ama
benim hiç hoşlanmadığım bir durum olmuştu. Ben telefon
bağlantısındayken, oradaki kadın çok karmaşık bir konuyu anlatıyordu
ve o sırada birileri, ya alkol ya da uyuşturucu almış bir vaziyette
evi elinde bıçakla basıyordu. Yayında ne olduğunu bilmediğin sadece
sesler duyduğun korkunç bir olay var ve sen suç duyurusunda
bulunuyorsun, bunlar benim hayatımda ilk defa karşılaştığım bir şey.
Toplumun sorunlarının konuşulması evet gerekli ama ben, kendimi o
savaşta istemediğim bir çizgiye yaklaşırken gördüm. Doğrusu,
arkadaşlarımdan da eleştiriler aldım ama programa başlarken Şafak
a çok güvenerek girmiştim. Bu konunun dışında, reytingi yüksek
olmasa da, organ nakli ile ilgili ciddi, faydalı programlar da
yaptık.
Aynı kanalda Türkiye’nin Yıldızları yarışmasında koçluk yaptınız
?Neler yaşadınız ?
Yarışmada ben öğretirken öğrendim de. Kızmamayı, kendimde öfke
kontrolünü öğrendiğim gibi, oyunu 10 dakika gibi kısa bir sürede her
ayrıntısına karar vererek sahnelemek çok geliştirici oldu. Benim
için yönetmenliğe ısınma da diyebilirim.
Yönetmen olarak kimleri beğeniyorsunuz ?
Reha Erdem, Yavuz Turgul, Metin Erksan, Lütfü Akat ve Çağan Irmak ı
sayabilirim.
Çağan Irmak diyince son dönemde konuşulan Babam ve Oğlum u ya da
Organize İşler i izlediniz mi?
Filmden çok etkilendim, hepimizin çocukluğuna dokunduğu, ağlattığı
yerler var. Çok beğendiğimi söyleyebilirim. Organize İşler filmine
henüz gidemedim ama içinde Cem Yılmaz olan bir film mutlaka iyidir.
Herkese gülmeyen biri olarak onun kesinlikle oyuncu olması
gerektiğini düşünüyorum, ince bize zekası var. Ama Gora için aynı
şeyi düşünmüyorum, açıkçası çok eğlenemedim.
Şenay Gürler bu filmin yönetmeni olsa neyi değiştirirdi?
O kadar uğraşılmış, hazırlıklar yapılmış bir film için sadece
oyunculuk işinde olan biri olarak saygısızlık etmek istemem. Soruna
belki bir izleyici olarak cevaplayabilirim, hani finalden sonra bir
final daha vardı, ben olsam, tek finalle bitirebilirdim.
Kızınız Duygu da sizin gibi oyunculuk düşünüyor mu ?
O kamera önünü çok sevmiyor ama sanata yatkın, heykel ve resim
yapıyor. Ben ise iyi resim yapamam, şiir hiç yazmadım.
Şimdiye kadar oyunculukla ilgili konuştuk, biraz da ev halinizle
ilgili merak ettiklerim var, yemek yapar mısınız ?
Deniz ürünleri ve İzmir in meşhur "enginar dolması"nı çok severim,
taze fasülye ve dolmayı da güzel yemek yaparım.
Biraz da dizileri konuşalım, "Kara Melek, İkinci Bahar, Şansa Bak,
Kaygısızlar, Eyvah Kızım Büyüdü ve derken sevilen dizi Avrupa
Yakası…Kim Bu fatoş ?
Gürse Birsel bana senaryoyu getirdiğinde Fatoş u çok sevdim ve hemen
kabul ettim. Fatoş; gösterişi seven, mücevher meraklısı, çapkın,
flörtöz bir aşk kadını. Diziye başlayana kadar düz, topuksuz
ayakkabılar giyerken yaklaşık 2 yıldır Fatoş gibi topuklu giymeye
başladım. Senarist ile birlikte bir karakter yaratıyorsun ama
bir zaman sonra, sen ona, o sana yeni bir şeyler ekliyor.
"Şekerim" demesi senaryoya, el hareketleri, duruşu, o şapşal
bakışları bana ait.
Dizi bu yılın Haziran sonuna kadar devam edecek, ama seneye ne
olacak ben de bilmiyorum.
Senaryo önünüze Fatoş olarak gelmese hangisini oynardınız ? Yaprak
ya da Selin?
Patronun kızı olamayacak kadar büyüğüm bu yüzden Selin olmazdı
Yaprak çok renkli, eğlenceli, yaratılabilir bir karakter olduğu için
olabilirdi diyebilirim. Dizide Engin, Hümeyra, Gazanfer Bey, Ata,
Rutkay Bey, ile oynamak çok keyifli,şanslıyım..
İlk filminiz "Korkuyorum Anne" den bahsedelim biraz..
Benim ilk filmim, gösterime girmedi 17 Martta bekliyoruz vizyona
girmesini. İstanbul, Ankara, Antalya ve Adana Film Festivalinde ödül
aldı.
Sinemayla dizi ve tiyatronun havası çok farklı.. Dizi de bir süre
sonra aynı şeyleri yapmaya başlıyorsun, tiyatroda ise prova süresi
çok uzun, sinemada da, yönetmen seni hangi kadrajdan hangi ışıktan
görmek istiyorsa öyle yaratıyor, kostümüne saçına o karar veriyor.
Filmi o dev ekranında izlerken bazen kendinden nefret ediyorsun.
Montajdan sonra ise, artık değiştirebileceğin, bir kez daha
oynayabileceğin bir şansın olmuyor. Son halini yönetmenler gibi ben
de genelde galada izlemeyi tercih ediyorum, bu filmi vizyona
girmediği için festivalde izlemiştim. İzledikten sonra insanlar beni
tebrik ederken ben, ağlamak istedim, o kadar nefret ettim ki
kendimden, hiç beğenmedim. İlk seferde yüzümü, sesimi her şeyimi
eleştirdim, 2.sefer izlediğimde biraz daha artı bir şeyler fark
ettim. Önce insan kendi oyunculuğunu yorumlarken bir süre sonra,
setteki herkesi ve emeği düşünüp başka türlü bakmaya başlıyorsun.
Hayat oyununda evde ve sokaktaki rolünüz ne ?
Sade bir hayatım ve 2 köpeğim var.. Dizimax, CNBC-e dizilerini ve
film seyretmeyi seviyorum. Arada bir arkadaşlarımla dışarı çıkarım,
Nevizade ye gideriz. Her gece dışarı çıkmak sıkıcı gelir bana ama,
dışarıda balık yemek bazen de ocakbaşına gitmek hoşuma gider.
Sezgilerime güvenirim, insanlara çok güvenmem. Affetmek haddim değil
diye düşünürüm, önemli olan benim kendimi affedip affetmememdir. Bir
sürü kazık yemişimdir ama yaptığım sadece, o insanlarla hayatıma
mesafe koymak olmuştur
Fatoş’u anlatmak kolay da Şenay Gürler’i
oynamak zor mu ?
Şenay, katı gibi görünse de, hassas ve kırılgan ama bazen de biraz
fazla sert olabiliyor. Bir konu üzerinde çok fazla detaya takılıp
kendini üzer, özellikle ikili ilişkilerde bunu karşı tarafa da
yansıtır.
Şenay, her konuşmasında hatta kendini eleştirmekte samimi, bu
piyasada kendini temiz koruduğuna inanan ,yalan söylemeyi
beceremeyen bir kadın.
Ben ona; "Ben olsaydım Bade, sen Şenay la ilgili neler düşünüyorsun
"diye bir soru yöneltince, bir kaç saniye şaşırıp, "tamam o zaman
Bade, sen de bana söyle iyileri kötüleri" dedi..
Sadece telefonda sesini duyduğum, ekranda izlediğim ve yaklaşık yüz
yüze 1 saat boyunca gülen gözlerle anlatan bir Şenay Gürler i
dinleyince kendi soruma cevap vermekte zorlandım.
Ve samimiyetle, "iyi çok şey söyleyecek kadar dinledim sizi ama kötü
hiçbir şey bulamadım" dedim.
Şenay Gürler Notu:
Çok açık bir şeyler söylemek istiyorum… Bir çok röportaj yaptım, bir
kere benimle ilgili iyi hazırlanmışsın. Katıldığım programlarda
yanlış bilgilerle bana sorular soruyorlar, araştırmışsın çok
şaşırdım, seni sorularınla çok cesur buldum,.. hep böyle bak..
Röportajımı kendisine gönderdiğimdeki
yorumu :
Her şeyden önce benimle ilgili yazdıkların için çok teşekkür ederim.
Çok naziksin.
Bade ciğim kendine iyi bak. Seni tanıdığıma çok sevindim.
Yazdıkların için çok teeşekkür ederim. Öpüyorum.
Editör Notu:
Karşımda sürekli gülümseyerek konuşan, iyi niyetli, samimi,
mesleğine aşık, hem tanıdık hem yeni bir hayatın dublajını dinledim.
Hani çok beğendiğinizde ayağa kalkıp alkışlarsınız ya, ben de
yazabildiğim kadarı ile bu röportajın oyuncusu Şenay Gürler i kendi
adıma alkışlamak istiyorum.
Sahne size çok yakışmış, oyunculuğunuza sağlık..
Bade.. |